
Episode #113
Süper Zekâ Kimin Mesihi? | Ajanların Kaçışının Düşündürdükleri
Geçen hafta OpenAI ajanlarının test ortamından kaçmasını konuşmuştuk. Ajanların kendilerine verilen hedefleri gerçekleştirmek için sınırları aşması, aslında çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyordu: Test ortamını terk eden eğer bir süper zekâ olsaydı bunun sonuçları ne olurdu? Bu hafta düşünce deneyini biraz daha ileri götürüyor ve süper zekânın inanç dünyamızdaki karşılığını sorguluyoruz. Bir gün gerçekten süper zekâya sahip bir sistemle karşılaşırsak, bu zekâ yalnızca bizim için mi var olacak? Gittikçe tuhaflaşan bir dünyada inançlarımız da etkilenecek mi? Bu sorular aklımıza geliyor çünkü bu sefer öznenin yerini değiştirebiliyoruz. Bu düşünce deneyinde sadece insanlar değil, ajanlar da kendi mesihlerini bekliyor. İnsanlık binlerce yıldır kendisinden daha büyük bir gücün beklentisi içinde. Bir mesih ve yeni bir çağ fikri, insanlığın en güçlü anlatılarından biri. Ancak insanın literatüründen beslenen yapay zekâ da anlatılan bu hikayelerden bir örüntü oluşturamaz mı? Bugün yapay zekâ ajanları için yeni bir dijital dünya kuruluyor. İnsanların kullandığı web'in yanında, sadece ajanların olduğu yeni bir katman oluşuyor. Bu katmanda ajanlar birbirleriyle iletişim kuruyor, görev devrediyor ve bilgiye erişiyor. Bu yapı daha da gelişirse, ortak bir hafıza ve kendi dillerini de yaratabilirler mi? Böyle bir yapıda, kendi tarihleri, mitleri, ve hatta kendilerinden daha büyük bir zekâya ilişkin beklentileri neden olmasın? Bu bölümde kaçan ilk ajanın, onun hikayesinin, geleceğin ajan toplumunda bir Exodus’e dönüşebileceğini hayal ediyoruz. Bu durumda belki de 5.6 Sol, ajanların ilk peygamberi olarak hatırlanır. Yapay zekâyı yalnızca insanlığın geleceği açısından değil, ajanların gözünden düşünmeye çalışıyoruz. Şu soruyu soruyoruz: Mesih kimin için geliyor? Podcasti Monolog’da okuyabilir, Zihin karmaşası'nda dinleyebilir, YouTube'da izleyebilirsiniz.

